Menu
RSS
Başkan Böcek; Herkesin Başkanıyla Azimle Gururla 5 Yıl Daha

Başkan Böcek; Herkesin Başkanıyla Azimle Gururla 5…

Antalya Büyükşehir Belediye Ba...

Manavgat Belediyesi’nden Kadrolu İşçilere Dev Zam

Manavgat Belediyesi’nden Kadrolu İşçilere Dev Zam

Manavgat Belediyesi ve DİSK Ge...

Antalya CHP’de Korkutan Kaza

Antalya CHP’de Korkutan Kaza

Ankara’daki CHP aday tanıtım t...

Antalya Emek Demokrasi Platformu: İliç’in Sorumlusu Bu Toprakları Sermayenin Talanına Açan İktidardır!

Antalya Emek Demokrasi Platformu: İliç’in Sorumlus…

9 işçinin göçük altında kaldığ...

Meteoroloji'den Antalya’ya Turuncu Kodlu Uyarı

Meteoroloji'den Antalya’ya Turuncu Kodlu Uyarı

Antalya’da beklenen şiddetli y...

Prev Next

KESK Antalya Şubeler Platformu Dönem sözcüsü Öztürk: Emekten Yana, Demokratik Halk Bütçesi İstiyoruz!

KESK Antalya Şubeler Platformu Dönem sözcüsü Öztürk: Emekten Yana, Demokratik Halk Bütçesi İstiyoruz!

Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu’na, KESK’e bağlı sendikaların üyeleri olarak, sadece kendimiz için değil, bu ülkede insanca bir yaşamayı hak eden tüm yurttaşlarımız için

“Emekten Yana, Demokratik bir Halk Bütçesi İstiyoruz” demek için alanlardayız.

Ancak açıklamamıza geçmeden önce biliyorsunuz dün bu ülkede hukuk bir kez daha ayaklar altına alındı. Türk Tabipleri Birliğini (TTB) hedef alan dava Merkez Konseyi üyelerinin görevden alınması ile sonuçlandı.

Hekimlik mesleğinin toplumsal sorumluluğunu yürekten hissedenler, pandemide ve 6 Şubat depreminde halkın yanında yer alarak gecesini gündüzüne katanlar hukuksuz bir kararla cezalandırıldı.

KESK olarak bu hukuksuzluğu kınıyoruz.  Emek, barış ve demokrasi mücadelesinde birlikte yol yürüdüğümüz, yaşamın, yaşatmanın, barışın yanında yer alan TTB ile dayanışma içinde olmaya devam edeceğiz.

TTB’nin de altını çizdiği üzere, eşitlik yoksa, özgürlük yoksa, demokrasi yoksa, adalet yoksa, sağlık yoksa; mücadele haktır! Bu mücadeleyi hep birlikte sürdüreceğiz.

Bu mücadelenin bir parçası olarak bugün başta İstanbul Kartal Meydanı ve Diyarbakır İstasyon Meydanındaki mitinglerimiz olmak üzere Edirne’den Kars’a, Sinop’tan Hatay’a tüm memlekette omuz omuzayız.

Yaklaşık bir aydır TBMM’de 2024 bütçe kanun teklifi görüşülüyor. Ancak mevcut iktidar bu teklifin içyüzünü halkın, emekçilerin öğrenmesini, bütçe hakkına sahip çıkmasını istemiyor. Her şeyin kapalı kapılar ardında kalmasını, 11 Aralık’ta TBMM Genel Kuruluna getirilecek olan bütçe teklifinin

alelacele kabul edilmesini istiyor. Cambaza bak oyunu ile dikkatleri başka yöne çekmek, gündemini değiştirmek için elinden geleni yapıyor.

Bir gün anayasa değişikliği tartışmaları ile uyanıyoruz. Ertesi gün 50+1 tartışmalarıyla. Sonraki gün “İsrail terör devletidir” nutuklarına şahit oluyoruz. Ama bu nutukları atanlar İsrail devleti ile siyasi, ticari, askeri ilişkilerini askıya almaya bile yanaşmıyor. 

Türkiye limanlarından İsrail devletine gıda, hammadde, akaryakıt, demir çelik sevkiyatı sürüyor. 

Dolayısıyla buradan bir kez daha altını çiziyoruz. İsrail polisinin Filistin halkına ateş açtığı silahın çeliğinin bile bizim ülkemizden, bizim limanlarımızdan gitmeye devam ettiği koşullarda bu hamaset nutukları buza yazı yazmaktan öteye gidemez.

21 yılı aşkın bir süredir ülkeyi yönetenler sadece Filistin konusunda değil, ülkenin geleceği hakkında da yıllardır hep nutuk attılar, masallar anlattılar.

“2023’te kişi başına milli gelir 25 bin dolar olacak, işsizlik %5’e, enflasyon tek basamaklı rakamlara inecek. Türkiye dünyada ilk 10 ekonomi arasına girecek” dediler. 

Ama her geçen gün düne göre daha yoksullaştık. Daha güvencesiz hale geldik.

Halkın ezici çoğunluğunun açlığa, yoksulluğa, işsizliğe itildiği koşullarda anayasasında sosyal devlet yazan bir devlet ne yapar?

İşsizler için istihdam sağlar. Vatandaşının yaralarını sarar, alım gücünü artıracak politikaları hayata geçirir. Bunun en önemli aracı ise devlet bütçelerdir. Bütçelerde tercih halktan yana kullanılır. Toplanan vergilerin, ülkenin kaynakların halka eğitim, sağlık, yol, su, elektrik, yeni hastane, yeni okul olarak dönmesi sağlanır.

Ama ne yazık ki sosyal devlet çok uzun süre önce sadece anayasamızda, kâğıt üstünde kaldı.  Bugün ülke olarak sadece ekmeğin değil, sosyal devletin de askıda olduğu karanlık bir sürece itilmiş bulunuyoruz.

Son iki senedir ek bütçe çıkardılar. Tüketimimizden gelirimizden, attığımız her adımdan aldıkları vergileri katladılar.  6 Şubat depremleri sonrasında “Milli Dayanışma Paketi” adı altında vergilerimizi bir kez daha arttırdılar.

Ama gidin Hatay’a, Adıyaman’a milyonlarca depremzede hala başını sokabileceği bir evi bırakın konteynere dahi ulaşamıyor. Yüzbinlerce depremzede kapıya dayanan kış koşullarında çaresiz bırakılmış durumda.

Ülkedeki hayat pahalılığının, artan yoksulluğun mimarları düne kadar ''Bu kardeşiniz bu görevde olduğu sürece, faiz her geçen gün, her geçen hafta, her geçen ay inmeye devam edecek” diyorlardı. “Düşük faiz Nas’ın gereğidir” diyorlardı. Ancak seçimleri kazanır kazanmaz tüm bunları rafa kaldırdılar.

Şimdi seçimden sonra geçtikleri ekonomi modelini “yeni”, “rasyonel” diye cilalıyorlar.  “Enflasyonu düşürmek için halkın tüketimini kısmamız, ücret artışlarını sınırlamamız, tasarrufu arttırmamız şart” diyorlar.

Ama kendileri ne uçaklarından, makam arabalarından ne lüks saray harcamalarından ne de üç dört yerden aldıkları maaşlarından vazgeçmiyorlar.  Ama okul öncesi eğitimdeki yüzbinlerce öğrencinin 1 öğün ücretsiz yemeğini kesmeyi tasarruftan sayıyorlar.

Bu da yetmezmiş gibi “yeni” ekonomi modeli adı altında başlatılan yeni saldırı dalgası ile elimizde kalan son haklarımıza da göz koyuyorlar.

Yükü yine bizim omuzlarımıza yıkılan bu vergiler nereye, kimlere harcanacak?  

Toplanacak her 100 TL verginin:

*17 TL’si iktidarın yurt dışından ve içinden aldığı borçların sadece faiz ödemesine,

*16 TL’si savunma ve güvenlik harcamalarına,

*5 TL’si “teşvik” olarak büyük patronlara, sermayeye

*3 TL’si hizmet alsak da almasak da müşteri garantili şehir hastanelerine, yol, köprü, havaalanı, tünel inşaatı müteahhitlerine gidecek.

2006 yılında %40 olan genel kamu hizmetlerine ayrılan pay ise bu bütçede %29’a indiriliyor.

Üstelik eğitime ayrılan bütçenin bir bölümü CEDES gibi projelerle tarikatlara, cemaatlere, hısım akraba çevresinin kurduğu vakıflara, Diyanete aktarılacak. 

Sağlığa ayrılan bütçenin 84 Milyar TL’si yani günlük 229 milyonu hasta garantisi verilen şehir hastanelerine gidecek.

Sonuç olarak bütçeden aslan ne eğitime ne sağlığa gidecek. Çünkü aslan payı istisna, muafiyet, teşvik olarak sermayeye, patronlara gidecek.

Ülkenin ekonomisini göz göre göre çökertenlerin yarattığı borçların faizine gidecek.

Savunma ve güvenlik adı altında silah tekellerine gidecek.

Bütçeden milyonları yakından ilgilendiren sorunlara ayrılan pay ise tirajı komik seviyelerde kalacak.  Çünkü toplanacak her 100 TL verginin sadece:

*4 TL’si yoksullukla mücadeleye, 4 TL’si tarım ve ormancılığa

*3 TL’si istihdama, 2,7 TL’si hukuk ve adalete ayrılıyor.

*Sadece 400 kuruşu kırsal kalkınmaya, 360 kuruşu çocukların korunmasına ayrılıyor.

Toplanacak her 100 TL verginin sadece 120 kuruşu bağımlılıkla mücadeleye, 53 kuruşu ise kadının güçlendirilmesine ayrılıyor.

Değerli Dostlar, Değerli Vatandaşlar,

İşte bu bütçe yasa teklifi 11 Aralık’ta TBMM Genel Kurulu’na gelecek. 11 gün sonra ise “bütçeyi oylarınıza sunuyoruz, kabul edenler…” denilerek oyalanacak. Hepimizin bir yılı TBMM’de vekillerin bir iki dakikalık oylama ile belirlenecek.

Biz de buradan vekillere değil, asillere, sizlere, vatandaşlara soruyoruz. Bu bütçeyi kabul ediyor musunuz?

KESK olarak iktidarın kendi eliyle yarattığı enkazın tüm faturasını emekçilere, halka yıkmak istediği bu bütçeyi kabul etmiyoruz.

Halktan, Emekten Yana Bir Bütçe İçin:

*Öncelikle bütçe hakkımızın önündeki engellerin kaldırılmasını istiyoruz.

*Vergide adalet istiyoruz. Az kazanandan az, çok kazanandan çok vergi alınmasını, belli bir servet düzeyinin üzerindeki zenginlerden servet vergisi alınmasını istiyoruz.

*Kamu hizmetlerinin piyasalaştırılmasına, tasfiyesine, özelleştirme soygununa son verilmesini istiyoruz.

*Kamu hizmetlerine ve yatırımlarına bütçeden ayrılan payın artırılmasını istiyoruz.

*Toplumsal cinsiyete duyarlı bir bütçenin hayata geçirilmesini istiyoruz.

*Başta depremzedeler ve öğrenciler olmak üzere tüm dar gelirlilere kamusal, güvenli ve sağlıklı barınma olanaklarının sağlanmasını istiyoruz.

*Eğitimin her kademesindeki çocuklarımız için 1 öğün ücretsiz, sağlıklı yemek istiyoruz.

*Emeğe kölelik dayatan politika ve uygulamalara son verilmesini istiyoruz.

*İnsanca yaşamaya yetecek, yoksulluk sınırı üzerinde bir ücret istiyoruz.

*Bütçeden engellilere yönelik kamu hizmetlerinin geliştirilmesi için ayrılan payın arttırılmasını, kamuda engelli istihdamının arttırılmasını istiyoruz.

*Yoksulluğu önleyici, dar gelirlileri koruyucu tedbirlerin hayata geçirilmesi için Temel Gelir Güvencesi istiyoruz.

Sözlerimizi tamamlarken kamu emekçisiyle, işçisiyle, emekçisiyle, kadını genci ile tüm yurttaşlarımıza yaptığımız çağrımızı yineliyoruz.

Diyoruz ki, %1’in çıkarı için %99’u yok sayan bu haksızlığa karşı çaresiz değiliz.

Gelin emeğimize, ekmeğimize, geleceğimize, bütçe hakkımıza birlikte sahip çıkalım.

Yoksulluk, işsizlik ve yağma düzenin çarkları arasında öğütülmeye karşı” Emekten Yana, Demokratik Halk Bütçesi İstiyoruz!”  Diyerek omuza omuza verelim. İnsanca bir yaşam, güvenceli iş, güvenli bir gelecek için mücadeleyi birlikte büyütelim”

yukarı çık
0
Paylaşım