Menu
RSS
Antalya'da Sağanak Ve Fırtına Etkisini Artırdı

Antalya'da Sağanak Ve Fırtına Etkisini Artırdı

Meteoroloji Genel Müdürlüğünün...

‘Turuncu’ Kod Verilen Antalya’da Etkili Fırtına

‘Turuncu’ Kod Verilen Antalya’da Etkili Fırtına

Meteorolojinin kuvvetli yağış ...

Antalya’da Yılmaz Demokrasi Savunucusu Uğur Mumcu Törenle Anıldı

Antalya’da Yılmaz Demokrasi Savunucusu Uğur Mumcu …

Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD...

Karnesi Zayıf Olan Çocukları Anlamaya Bakın.!

Karnesi Zayıf Olan Çocukları Anlamaya Bakın.!

Yüksek başarılar beklediğiniz ...

Antalya Eğitim Sen: Eğitim ve Yaşam Hakkı Başta Olmak Üzere, Çocukların En Temel Hakkı Tehdit Altında

Antalya Eğitim Sen: Eğitim ve Yaşam Hakkı Başta Ol…

Eğitim-Sen Antalya Şube Başkan...

Prev Next

Korkuteli Dereköy Halkı: Maden Ocağına Geçit Yok

Korkuteli Dereköy Halkı: Maden Ocağına Geçit Yok

Korkutelili vatandaşlar Dereköy’de açılması için izin verilen kömür ocağı santralinin iptal edilmesi için şehir merkezine gelerek basın açıklaması yaptı.

Attalos Meydanı’nda buluşan ve kömür ocağına karşı kadın, yaşlı, çocuk tepki gösteren Dereköy halkı, Manavgat ilçesi Beşkonak bölgesinde mermer ocağına yargının ‘Dur’ dediğine işaret ederek, “Beşkonak kazandı Dereköy de kazanacak” yazılı pankart açtı. “O kadın bu ocağı kapatır,

Dere bizim köy bizim kömür sizin, Dur! Dereköy’ün kaderini kömürle yazma, Dereköy haklı beyler, yeşil ne arar la kömür ocağında” yazılı dövizlerle ve alkışlarla da tepkilerini gösteren vatandaşlar, yetkililere seslenerek bölgelerindeki kömür ocağından vazgeçilmesini istedi.

Haberin Videosu:02

Kömür ocağını istemediklerini vurgulayan Dereköy’ün ileri gelen yaşlıları, doğup büyüdükleri ve geçimlerini sağladıkları bölgeye sonuna kadar sahip çıkacaklarının mesajını verdi.

Dereköy halkının kömür ocağıyla mücadelesine destek veren Antalya Beşkonaklılar Birlik ve Beraberlik Derneği Başkanı Hakan Halim Okudan, “Toroslar, Mersin ilimizden başlayarak Akdeniz kıyıları boyunca paralel olarak uzanan heybetli görünümün altında şehirlerimizi ve

kırsal yerleşim yerlerimizi besleyen su kaynaklarına, endemik fauna ve floralara ev sahipliği yapmakta. Nasıl ki dün Beşkonak’ta açılması planlanan mermer ocaklarına ilişkin bölgemizin hem ekolojik hem ekonomik, hem toplumsal hem de hukuki gerekçelerimiz vardı ise aynı ve

benzer gerekçelerimizi Korkuteli Dereköyümüz için de dile getireceğiz” dedi.

Haberin Videosu:03

56 bin dönümlük ekilebilir arazisi bulunan Korkuteli ilçesinin mevcut arazisinin yaklaşık yüzde 75’inin sulu tarım yapılması gereken üretim sahalarıyla dolu olduğuna dikkat çeken Okudan, “Yine ilçemiz yaylacılıktan tutun, dünyaca ünlü ihraç potansiyeli yüksek kayısı,

şeftali elma gibi meyvecilik de yapılan ciddi bir tarımsal üretim merkezidir. Bilirsiniz ki tarımsal üretimin yapılabilmesi için en önemli unsur sulama suyudur. Dereköy Yaylası, Menevşelik, Varsak Yarıkpınar, Palazpınarı ve Yeleme olmak üzere 4 adet yeraltı içme suyu kaynağına ev sahipliği yapmaktadır.

Bu kaynaklar Korkuteli ilçemize bağlı 17 köyümüzün içme ve sulama suyu ihtiyacını karşılamaktadır. Keza Korkuteli Barajı’nın da en önemli ana kaynağını teşkil etmektedir” açıklamasında bulundu.

“Meyve üretimi yapılan bu köylerimizin hayat ana damarlarını bu kaynakların oluşturduğu çayımız ihtiva etmektedir” diyen Okudan, “Geçen yıl ki UNESCO raporlarına bakıldığında 10 yıl içerisinde dünyada küresel ölçekte su kıtlığı yaşanılacağı öngörülmektedir.

Biz Antalya’lılar olarak yeraltı zenginliklerimizin çıkartılmasına karşı bir bölge halkı değiliz. Doğru lokasyondaki projelere destek dahi oluruz. Ancak su birkaç yıl içerisinde en önemli yeraltı zenginliğimiz olacak maden değeri taşıyacaktır. Su kaynaklarımızı kurutmaya ve kirletmeye hakkımız yoktur.

Özellikle su kaynaklarının bulunduğu yakın lokasyonlara kömür ocağı, mermer ocağı, taş ocağı gibi hazırlanan projelere izin verilmesi yarın su kaynaklarının miktar ve kalite bakımından yetersiz kalmasına, erişilemez olmasına sebep olacak karar vericileri doğrudan etkileyecektir” şeklinde konuştu.

Halka rağmen atılan adımların ve yapılan projelerin şimdiye kadar olumlu sonuçlar doğurmadığına dikkat çeken Okudan, “Korkuteli ve Dereköy halkı, Dereköy’de izin verilen kömür ocağı santraline karşıdır ve istememektedir. Gerekçelerimiz haklıdır ve başta Sayın Valimiz Ersin Yazıcı olmak üzere

milletvekillerinden bu projenin iptalini talep ediyoruz. Kömür ocağının açılması halinde doğacak sosyal ve idari krizin önüne geçmelerini istiyoruz. Doğal, tarihi ve kültürel miraslarımızı korumak her ferdin görevidir. Dayanışma, birlik ve beraberliğimiz ile Beşkonak kazandı, inanıyoruz ki Dereköy de kazanacak.

Dereköy sahipsiz değildir. Dereköy üzerinde kömür ocağı istemiyoruz” dedi.

Kömür ocağına karşı yaklaşık 3 yıldır mücadele verdiklerini belirten Dereköy halkından Eyüp Özdemir ise, “Tarım Toprakları Koruma Kurulu, ilk kararı bizim lehimize verdi ama 5-6 ay sonra tekrar toplanmış ve aleyhimize karar verdi. Lehimize olan karar 6 ay sonra aleyhimize çıktı.

Biz adalet istiyoruz. Biz işlerimizi bırakıp buralara geliyoruz. Artık bizi bu işlerle uğraştırmasınlar. Siyasi partiler bu işi sahiplensinler” diye konuştu.

Bölgedeki Yeleme, Varsak Yaylası, Başpınar Köyü, Taşkesik, Sülekler ve Dereköy Yaylası’nın  Korkuteli Barajı’nı besleyen su havzasından beslendiğine dikkat çeken Özdemir, “Korkuteli’nin başka bir su kaynağı yok” diyerek bölgedeki taş ocaklarına da dikkat çekti.

Kömür ocağının açılmasıyla da bölgenin göreceği zarara işaret eden Özdemir, “Çiftçilerin yaş ortalaması 60’a çıktı. Gençler şehirlere taşınıyor. Ne yiyip içeceğiz? Biz Dereköy halkı olarak kömür ocağını istemiyoruz” ifadelerini kullandı.

Çobanlık yaptığını belirten Dereköy halkından Hafize Kuzu ise, “3 oğlum, koyunlarım kuzularım var. Hayatımızda kömür istemiyoruz. Sularımızın kirlenmesini istemiyoruz. Tarımla uğraşıyoruz. Buğday, arpa, patates yetiştiriyoruz. Bunların hepsi tarlada yetişiyor” dedi.

Tarımla uğraştığını belirten Neslihan Gedikoğlu ise, “5 bin metrekare kayısı bahçem var. Yıllık 20 ton kayısı üretiyoruz. Ürettiğimiz kayısılar ihracata gidiyor. Buğday, arpa, nohut her şeyi yetiştiriyoruz. Sularımızın kirlenmesini istemiyoruz. Kömür ocağına hayır. İstemiyoruz” açıklamasında bulundu.

Haberin Videosu:

70 yaşındaki Esma Aslan ise, “Bizim geçimimiz yaylalarımızdan. Biz bu yaştan sonra 7’den 70’e nereye gideceğiz? Şimdiye kadar yaylalarımızdan bir şey çıkmadı, şimdi mi çıkarıyorlar? Başka şey düşünmesinler. Bizim rızkımızı düşünsünler. Çoluk çocuğumuzun rızıklarıyla oynamasınlar.

Gücüm yetmiyor ama gerekirse çadır kurup yine mücadele edeceğim. Neden böyle ediyorlar? O dağda ben 15 yaşından beri çobandım. 3 çocuğum var onlarda çoban oldu. Ekip dikiyoruz. Ekmek yiyip kendimizi idare ediyoruz. Yardımcı olun” diyerek yetkililerden yardım beklediklerini kaydetti.

Haberin Videosu:01

Çocukluklarının kömür ocağı açılmak istenen dağlarda geçtiğini belirten 70 yaşındaki Fatma Kahraman ise, “Biz ekmeğimizi buradan yedik. Buradan başka hiçbir yerimiz yok. Burada doğduk, büyüdük ve yaşadık. Kömürcülere vermek istemiyoruz. Bize yardımcı olun” diye seslendi.

Kömür ocağı sahasını gezerek gördüklerini belirten ve Antalya’daki vatandaşların taş, kömür ve maden ocaklarına karşı yıllardır süren mücadelelerine dikkat çeken Antalya Gazeteciler Cemiyeti kurucularından gazeteci Cevat Alp ise şunları dile getirdi:

“Dünyanın hiçbir ülkesinde böyle bir meyve diyarında böyle bir teşebbüse izin verilmez. Atatürk’ün bizlere en değerli armağanı olan Torosları korumak adına bu mücadeleyi dünden bugüne, bugünden yarına hep yaşadık ve yaşayacağız. Onun için siyasiler aklını başına toplasın.

Toroslara yeteri kadar zarar verdiler. Daha fazla zarar vermesinler. Atatürk’ün ‘Gidin Toroslara bakın Yörük çadırı var ve dumanı tütüyorsa bu ülkeye kimse bir şey yapamaz’ sözü bize çok büyük mesaj içeriyor. O mesaj Torosları koruyundur. Yörük çadırlarının olduğu yerlerde bugün mermer,

taş ocaklarının dumanı tütüyor. Bu Toroslara ihanettir. Bu ihanetin sonlanmasını istiyoruz.”

yukarı çık
0
Paylaşım