Menu
RSS
Antalya Eğitim İş: Okullardan Yükselen Teneffüs Zili Değil, Alarm Sesidir!

Antalya Eğitim İş: Okullardan Yükselen Teneffüs Zi…

Eğitim İş Sendikası Antalya Şu...

Muratpaşa CHP İlçe Başkanı Şahin: Emperyalizme Karşı Yüreğiniz Varsa Atatürk Gibi Dik Durun!

Muratpaşa CHP İlçe Başkanı Şahin: Emperyalizme Kar…

CHP Muratpaşa İlçe Başkanı Has...

Antalya Büyükşehir Belediyesi'ne 'Erişilebilirlik' Ödülü

Antalya Büyükşehir Belediyesi'ne 'Erişilebilirlik'…

Antalya Büyükşehir Belediyesi,...

Antalya Tabip Odası Bir Yılda Covid19 Nedeniyle Kaybettikleri Meslektaşlarını Andı

Antalya Tabip Odası Bir Yılda Covid19 Nedeniyle Ka…

Antalya Tabip Odası yaptığı ya...

Kırmızı Renkli Antalya'da Pazar Yoğunluğu

Kırmızı Renkli Antalya'da Pazar Yoğunluğu

Korona virüs risk haritasında ...

Antalya Eğitim Sen: Mücadelemiz Sonuç Verdi Finike’de Görevlendirmeler İptal Edildi

Antalya Eğitim Sen: Mücadelemiz Sonuç Verdi Finike…

Eğitim Sen Antalya Şubesi tara...

Antalya İl Umumi Hıfzıssıhha Kurulu'ndan Korona Virüs Tedbirlerine 'Kırmızı' Güncelleme

Antalya İl Umumi Hıfzıssıhha Kurulu'ndan Korona Vi…

Kırmızı renge dönen Antalya’da...

Prev Next

Antalya Kadın Meclisi İstanbul Sözleşmesi İçin Yeniden Alanlardaydı

Antalya Kadın Meclisi İstanbul Sözleşmesi İçin Yeniden Alanlardaydı

Antalya Kadın Meclisini oluşturan kadınlar Attalos Meydanı’nda İstanbul Sözleşmesi’nin bir gece yarısı imzayla feshedilmesini protesto ettiler. Sözleşmenin fesih kararının geri çekilmesi için eylemlerine aralıksız devam edeceklerini bildiren kadınlar sık sık

“Gökkuşağı Değil Ayrımcılık Suç”, “Nefrete İnat Yaşasın Hayat”, “Kadınları Değil Katilleri Durdurun” sloganlarını haykırdılar.

Antalya Kadın Meclisi’nden Ceren Hatunoğlu basın açıklamasını okudu. Hatunoğlu açıklamasında “Zamanında ilk imzacısı olmakla övündüğü İstanbul Sözleşmesi’ne yapılan ilk saldırı değil bu.

Hatırlayın 2020 yaz aylarında ailemizin aile olmasını zedeleyecek tercüme metinler diye bahsedilmişti kadınların yaşam güvencesi Sözleşmeden. O zaman da meydanları doldurup teker teker açıkladık, anlamak istemeyenlere bir daha açıklayalım.

Sizin o öve öve bitiremediğiniz aile yapısı var ya, kadınlar en çok kendi evlerinde evli olduğu erkek tarafından öldürüldü . Bu mu sizin kutsal dediğiniz aile yapınız?

Diyorlar ki, sözleşmeyi savunanların amacı kadını anne olmaktan, kız kardeş olmaktan, kız evlat olmaktan çıkarıp savunmasız bir birey haline getirmekmiş. Kadınlar sadece birinin eşi, birinin kızı, birinin annesi olmaktan ibaret değil.

Kadınlar artık bunun farkında. Siz o gerici politikalarınızla artık kadınları evlere kapatamazsınız. Biz kadınlar eşit ve özgür yaşamı mücadelemizle kazanacağız. İsterse anne olacak isterse olmayacak kadınlar.

Çalışma hakkından, boşanma hakkından, hayır deme hakkından, kendi hayatıyla ilgili karar verme hakkından vazgeçmeyip bunun için öldürülen kardeşlerimiz var ya; biz hayatta olanlar o kadınların cesaretini içimizde taşıyoruz.

Siz her saldırdığınızda biz daha çok güçleniyoruz, birbirimize daha çok kenetleniyoruz” dedi.”

Utanmadan kadınların haklarını vicdanlarda değil kağıt parçalarında arıyorlar diye açıklama yapıyorlar. Sizin vicdanınıza mı kaldı kadınların hayatı?” diyen Hatunoğlu konuşmasına şöyle devam etti:

 “O vicdanınız Ayşe Tuba Arslan 23 kez suç duyurusunda bulunduğu eskiden evli olduğu erkek tarafından öldürülürken neredeydi, Sezen Ünlü henüz 17 yaşındayken ve hamileyken 16 yerinden bıçaklanırken neredeydi,

Sevtap Şahin 60 defa şikâyeti bulunmasına rağmen evine elini kolunu sallayarak gelen evli olduğu erkek tarafından öldürülürken neredeydi, İstanbul Sözleşmesi’nin yazılmasında yaşam mücadelesinin katkısı olan

Nahide Opuz eskiden evli olduğu erkek hakkında 36 kez şikayetçi olup koruyamadığınızda neredeydi, Şule Çet’in cinayetinin üstü kapatılmaya çalışılırken neredeydi o vicdanınız?

Biz söyleyelim; adliyelerde duruşma salonlarında kravat takıp “Ama beni sinirlendirdi, şeker hastasıyım gözüm döndü…” diyen katillere iyi hal indirimi vermekle meşguldü vicdanınız.

Sonra Melek İpek için hazırlanan iddianamede yazıyorlar “Fırsatı varken devletin yetkili makamlarına neden başvurmamış?” Sizin o makamlarınız kaç kadını koruyabildi? Kaç kadın elinde dilekçesiyle o kapılardan geri çevrildi?

Bakın bu dilekçe; İstanbul’da bir kadının kendi el yazısıyla yazdığı dilekçesini dev bir afişle bir binaya astık, herkes görsün kadınlar ölmek istemiyorum diye o makamlara başvururken o dilekçede ne yazıyor diye.

Ama o kadın düşmanları yine bir gece yarısı afişimizi indirdiler. Bir dilekçeye bile tahammül edemediler. Siz "Ölmek İstemiyorum" diyen kadınları görünmez kılmaya çalıştıkça, biz her yerde karşınıza çıkacağız.

Siz gece yarısı birini kaldırırsınız, biz yerine onlarcasını asarız, asacağız. Geçtiğimiz günlerde Alyazma Anıtı’na da o dev dilekçeyi Muratpaşa Belediyesi’nin ve Başkanı Ümit Uysal’ın destekleriyle astık.

Gerçekleri görmek istemeyenlere gerçekleri dev dilekçelerle göstereceğiz. Siz o dilekçeyi sahipsiz mi sandınız? O dilekçenin benzerlerini binlerce kadın yazdı. O kadınların yanında da asla yalnız yürümeyeceksin diyen binlerce kadın var.

O dilekçenin sahibi var! O dilekçeler bizim. Ya kocandır deyip evine geri yolladığınızda ya da verdiğiniz koruma kararı çantasındayken öldürüldü o kadınlar. Parmağınızı kıpırdatmadınız.

Demek ki vicdanınız kadınları korumaya yetmiyormuş. Kağıt parçası dediğiniz İstanbul Sözleşmesi’ni uygulamadığınız sürece de kadınları koruyamazsınız.

Bir hukuk devleti uluslararası sözleşmeye imza atıyorsa bu sözleşmeye “uyacağım” güvencesi vererek imza atar. Öyle birkaç sene sonra hiçbir hukuksal dayanağı olmadan keyfi bir iradeyle sözleşmeden çıkacağım diyemez.

İstanbul sözleşmesi tüm evrensel değerlerin, kadın mücadelesinin bir emeğidir. Bu sözleşme kadına yönelik şiddet ve istismarın her şekilde önüne geçilmesi için hazırlanan bir sözleşme. Bunun neyinden rahatsız oldunuz?

Yapılan anketler de halkın da sözleşmeyi desteklediğini açık bi şekilde görebiliyoruz.  Biz kadın düşmanıyız, öldürülen kadınlar umurumuzda değil diyemeyenler LGBTİQ+’ları dillerine dolamışlar.

Yaklaşık 3 aydır Boğaziçi’nde kayyım atanmasını kabul etmeyen, demokratik seçim isteyen öğrenci arkadaşlarımızı geçtiğimiz günlerde LGBTİQ+ bayrağı taşıdıkları gerekçesiyle hukuksuz bir şekilde kendi kampüslerinde gözaltına aldılar.

Yine geçen hafta Kadıköy'de, tutuklu Boğaziçi Üniversitesi öğrencileriyle dayanışma için gerçekleştirilen eylemde öğrenciler yere yatırılıp ters kelepçe yapılarak, boğazları sıkılarak, yerlerde sürüklenerek gözaltına alındılar.

Doktor görmelerine dahi izin verilmedi. Alanya’da, Mersin’de yapılan eylemlerimizde polis arkadaşlarımıza halkı özendirdiklerini söyleyerek bayrak açmalarına karşı çıktı. Bu zorbalığınız bizi mücadelemizden vazgeçiremez.

Yok sayarak, baskılayarak, hedef gösterdiğiniz LGBTİQ+’lar zulmünüze rağmen mücadelelerine devam edecekler. LGBTİQ+’lar da eşit ve özgür yaşam hakkını kazanacak ve bu mücadelede asla yalnız yürümeyecekler.

Hala “kadın cinayetlerinin arttığı yalandır” açıklamaları yapıyorlar. Biz her ay yayımladığımız veriler sebebiyle bunun yalan olduğunu biliyoruz. Mart ayında 28 kadın öldürüldü.

28. 19 da şüpheli kadın ölümü var. Katillere yakalanmayacağı rahatlığını veren İstanbul Sözleşmesini uygulamayıp feshedenlerdir.

Feshettiğiniz o Sözleşme etkin uygulansaydı her gün adını duyduğumuz kadınlar yaşıyor, aramızda olacaktı. Biz o kadınların her biri için mücadele ediyoruz ve etmeye de devam edeceğiz.

Biz kadınlar özgürlük istiyoruz eşitlik istiyoruz bu temel haklarımızı kimsenin vicdanına bırakmayacağız. Kadınların şiddetten, ayrımcılıktan korunması için başka bir sözleşmeye ihtiyacımız yok.

İstanbul Sözleşmesi kadına yönelik şiddetin önlenmesini sağlayacak her maddeye zaten sahipti. Verilen bu karar yok hükmündedir, bu kararı tanımıyoruz. Bugün burada kadınlar olarak hayatlarımıza dair verilecek kararlarda

tek söz sahibi biziz demek için buradaydık. Eylemimiz burada son buldu. Ama bu eylemler devam edecek. Siz kararı geri çekene kadar hiçbir yere gitmiyoruz”

Eyleme CHP Kadın Kolları Antalya İl Başkanı Nilüfer Deveci, yönetim kurulu ve partili kadınlar da destek verdi.

yukarı çık
0
Paylaşım