Menu
RSS

Antalya’da Sağlıkçıların Bir Günlük İş Bırakma Eylemi Akdeniz Üniversitesi Önünde Başladı

Antalya’da Sağlıkçıların Bir Günlük İş Bırakma Eylemi Akdeniz Üniversitesi Önünde Başladı

Sağlık emek ve meslek örgütleri; TBMM Genel Kurulunda görüşülecek olan ve sağlık emekçilerinin özlük haklarının düzenleyecek yasanının taleplerini karşılamadığı,

2021 yılı Aralık ayında görüşülen ve geri çekilen yasanın çok gerisinde olduğu gerekçesiyle bugün 1 günlük iş bırakma eylemi yapıyor. Antalya’da ki sağlık emek ve meslek örgütleri de Akdeniz Üniversitesi Hastanesi H Blok önün de biraraya gelerek basın açıklaması gerçekleştirdi.

Burada yapılan açıklama da konuşan Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası Antalya Şubesi Eş Başkanı Şükran İçöz şunları ifade etti.

“Bu ülkenin emeği ile geçinen tüm kesimlerinin önünde her zaman zorlu süreçler, çetin mücadeleler olmuştur.

Haberin Videosu:

En başından bugüne kadar “Hak verilmez, mücadele ile alınır” ilkesinden asla taviz vermeden yol aldık. Bundan sonra da   bugüne kadar yükselttiğimiz mücadele bayrağımızı dalgalandırmaya devam edeceğimizden kimsenin kuşkusu olmasın. Cumhurbaşkanı Erdoğan, sağlık emekçilerinin tüm ülkede yükselen hak taleplerine karşı şöyle demişti;

“Gidiyorlarsa gitsinler!”, ardından da ekledi, “asistan doktorlarımızla biz bu yola devam ederiz”.

Öncelikli görevi uzmanlık eğitimi olması gereken asistan hekimler angaryayla tüketiliyor. TUS’ta cerrahi branşlar ve nöbet yoğunluğu fazla olan dahili branşların puanları hızla düşüyor, kontenjanlar boş kalıyor. Hekimler ya istifa ediyor, tekrar TUS çalışıp nöbeti az olan bölümlere geçmeye çalışıyor ya da

hayatını yurtdışında kurmanın peşine düşüyor. Genç hekimleri bu sıkışmışlıkla baş başa bırakan idarecilerin ısrarla bu sorunu görmezden gelmesi demek ülkenin, toplumun, sağlık sisteminin iyiliğini istememek demektir. Eğitim adı altında angarya çalıştırılmaya son verilmelidir.

Asistan hekimlerin biricik ve vazgeçilmez görevi uzmanlık eğitimidir. Nitelikli uzmanlık eğitimi verilmelidir.

Ancak Cumhurbaşkanının sözleriyle de cisimleştiği gibi günümüzde asistan hekimler ucuz iş gücü olarak görülmektedir. Yeterli eğitim alamayan, kışkırtılmış sağlık talebiyle korkunç boyutlara ulaşmış iş yükünün altında ezilen, yönetmeliğe göre 3 günde 1’den daha sık nöbet yazılamaz denilmesine rağmen

36 saate varan nöbetler tutturulan ve nöbet ertesi izinleri gasp edilen, şiddete maruz bırakılan asistan hekimlerin çalışma koşulları bir an önce düzeltilmelidir.

Bugün Türkiye’de ekonomiden-ekolojiye, tarımdan-eğitime kadar birçok alanda çoklu krizler yaşanmaktadır. Tüm toplumu yakan en önemli sorunlardan biri de sağlık alnında yaşanan krizdir. Pandemide bilimden uzak yaklaşımlar, sağlık hizmetlerinin ertelenmesi ve sağlıksızlık üreten bu sağlık sistemi 

toplumun sağlığa erişiminde çok ciddi sorunlar yarattı. Evlerde oluşan sanal kuyruklar, aylarca sonrasına alınabilen randevular, gittikçe artan kalemlerle cepten ödemeler, kamusal sağlık hizmetlerini tüketen düzenlemeler ile özel hastanelere teşvik, sağlıkta eşitsizlik tüm topluma “artık yeter” dedirtmiştir.

Biz biliyoruz ki yıllarca yürüttüğümüz mücadele özellikle de son bir yıldır yapılan iş bırakmalar, iş yeri önü ve alan eylemleri, beyaz buluşmalar, beyaz mitingler sonrası bu yasal düzenlemeyi yapmak zorunda kaldınız. Bizlerin görüşlerini dinlemeden değer vermeden düzenleme hazırlıyorsunuz.

Ancak yasal düzenleme yetersizdir. Bizlere sus payı olarak verilmeye çalışılmaktadır. Üstelik her seferinde iş barışını bozan ve kimseyi memnun etmeyen düzenlemeler getirerek motivasyonumuzu ve moralimizi daha fazla bozmaktasınız.

Vazgeçin diyoruz. Taleplerimize kulaklarınızı ve gözlerinizi kapatmayın diyoruz. Sağlık ve sosyal hizmeti üretenler olarak örgütlü yapılarımızla görüşün ve birlikte düzenlemeyi hazırlayalım diyoruz. Başka bir sağlık ve sosyal hizmet mümkün diyoruz.

İşkolumuzdaki tüm emek ve meslek örgütlerine gelin birlikte değiştirelim ve haklarımızı birlikte kazanalım diyoruz.

Aylardır iyileştirme adı altında geri çekilerek bir öncekinden daha kötü bir şekilde TBMM ye getirilen bu Yasa tasarısını önerilerimizi dikkate alan şekilde genişleterek yasallaştırın. Yasa tasarısının kapsamının genişletilmesi için önerilerimiz şunlardır: 

*Yasa tasarısında sabit ek ödemeleri emekliliğe yansıyacak ve temel ücretimizi yoksulluk sınırı üzerine çıkaracak tek kalemde maaş uygulamasına uygun bir şekilde düzenleyin. Yoksulluk sınırı üzerinde temel maaş belirlenmesinden sonra eğitim durumu, yapılan işin riski, çalışma yılı vb kriterler ile giydirilmiş maaş düzenlenmesi yapılmalıdır.

*Angarya çalışma, fazla mesai baskısında bizleri bırakacak performans ödeme sistemini bırakın yükseltmeyi kaldırın diyoruz. Performans demek daha fazla işlem yaparak kamuya daha fazla yük demek. Performans demek angarya köle çalışmak demek.

Performans demek daha fazla hata yapıp malpraktis ile karşı karşıya kalmak demek.

*Sağlık iş kolundaki tüm emekçiler nasıl ekip olarak çalışıyorsa düzenlemede ekip anlayışına uygun tümünü kapsamalıdır.

*Sağlığın da bir bileşeni olan ve aynı işkolu olan sosyal hizmet emekçilerinin tümünü de kapsayacak bir şekilde yasa taslağında düzenleme yapılmalıdır.

*ASM’lerde ceza yönetmeliğine son verilmelidir. ASM’lerde çalışan personelin tamamı bu yasadan yararlandırılmalıdır. Hekimleri işveren konumuna düşüren cari harcamalar (kira, elektrik, su, doğalgaz vb) ile uğraşmak zorunda bırakan uygulama sonlandırılmalıdır.

Koruyucu sağlık hizmetlerin öncelendiği birinci basamak sağlık sistemi gerçekleşinceye kadar ASM’lerin tüm masrafları kamu bütçesinden hekimleri işin içine dahil etmeden karşılanmalıdır. Hekim dışı diğer sağlık emekçileri de kadrolu güvenceli istihdam modeli ile çalıştırılmalıdır.

ASM’lerde çalışanların temel ücretleri yoksulluk sınırı üzerine çıkarılmalıdır.

Hekimlerin, sağlık   ve sosyal hizmet emekçilerinin sorunlarına kulak tıkayan ve görmezden gelen bu anlayış toplumun tümünün sorunlarını da yok saymaktadır. Bu kabul edilemez duruma artık son verilsin istiyoruz. Bu tıkanmış ve işlemeyen sağlık sisteminin yükünü artık çekmek istemiyoruz.

Bize dayatılan bu çalışma koşulları nedeniyle tükeniyoruz ve biz bu bozuk düzene karşı alternatifsiz değiliz. Bunun kader olmadığını biliyoruz, toplumun sağlık hakkı ve tüm sağlık emekçileri olarak haklarımızı alana kadar mücadeleye devam edeceğiz... 

Ekonomik, özlük ve demokratik taleplerimiz gerçekleşinceye kadar mücadeleden vazgeçmeyeceğiz”

yukarı çık
0
Paylaşım