Menu
RSS
Akdeniz’de 5.4 Büyüklüğünde Deprem Yoğun Hissedildi

Akdeniz’de 5.4 Büyüklüğünde Deprem Yoğun Hissedild…

Akdeniz’de Gazipaşa İlçesi açı...

Başkan Böcek Taburcu Oldu, Artık Evinde

Başkan Böcek Taburcu Oldu, Artık Evinde

Antalya Büyükşehir Belediye Ba...

Antalya’da Muratpaşa, Kepez Ve Konyaaltı’nda Haftasonu Kurulan Pazarlar, Haftaiçi Kurulacak

Antalya’da Muratpaşa, Kepez Ve Konyaaltı’nda Hafta…

Antalya’da pandemi yüzünden ha...

Antalya HEYAD: Pandemi Döneminde Engelliler Sorunları İle Baş Başa Bırakıldı

Antalya HEYAD: Pandemi Döneminde Engelliler Sorunl…

3 Aralık Dünya Engelliler Günü...

Başkan Böcek: ‘En Kısa Zamanda Görevimin Başında Olacağım’

Başkan Böcek: ‘En Kısa Zamanda Görevimin Başında O…

Sağlığına kavuşan Antalya Büyü...

Prev Next

Antalya Eşgüdüm Kurulu: Aşılanma Bir Sağlık Hakkıdır

Antalya Eşgüdüm Kurulu: Aşılanma Bir Sağlık Hakkıdır

Dünya Sağlık Örgütü tarafından 10 Mart 2020’de “pandemi” olarak tanımlanan yeni tip koronavirüs hastalığı hala tüm dünyada artan bir yoğunlukta devam etmektedir. Ülkemizde de haziran ayı itibariyle, ekonomik gerekçelerle başlatılan “normalleşme” süreciyle birlikte, AVM’lerin açılması,

düğün, sınav, toplu taşıma, toplu ibadet, turistik seyahat gibi fiziksel mesafeyi ortadan kaldıran etkinlikler nedeniyle COVID-19 tanısı alan, hastaneye yatan, yoğun bakım tedavisi gerektiren hasta sayılarında ciddi bir artış gözlenmektedir.

Eşgüdüm Kurulu Adına Başkan Emrullah Tayfun Çavdar yaptığı yazılı açıklamada covid19 salgınından korunmak için 6 yaş üstü herkesin grip aşısı yapılması gerektiğini dile getiren Dünya Sağlık Örgütü ve Tabipler Birliği’nin çağrısına iktidarın mutlaka kulak vermesini ve

bunun gereğini yapması gerektiğini belirtti. “Aşılanma bir sağlık hakkıdır başlığıyla yaptığı yazılı açıklamada Çavdar şunları belirtti:

Türk Tabipleri Birliği Covid İzleme Kurulunun aylık raporları ile hastalık sayılarının açıklananın yaklaşık 9-10 kat olduğu, Tabip Odalarının veri paylaşımları, hatta valiliklerin, belediye başkanlarının açıklamaları ile hastalığın gerçek boyutu artık gizlenemez bir hal almıştır.

Gerçek verilerle bilgilendirilmeyen yurttaşlar, pandeminin ciddiyetini kavrayamamış, normalleşme ve başarı söylemleri ile rehavete kapılmışlardır. Ekonomik kaygıların öncelenmesi temelinde sürdürülen yanlış politikalar, sorunu çok daha fazla derinleştirmekte, salgının yıkıcı etkilerini artırmaktadır

Şimdi önümüzde sonbahar aylarının gelmesiyle artacağı bilinmekte olan influenza (grip) ile Covid-19 hastalığının birlikte görülmesi olasılığı kaygısı vardır. İki hastalığın aynı kişide bir arada görülmesi halinde bağışıklık sistemi daha da zayıflayacak;

üzerine bakteriyel zatürre de eklendiğinde kusursuz fırtına/tsunami diye anılan tablo hastalığın ciddiyetini geri dönüşü olmayacak şekilde artırabilecektir. Bu nedenle bu sene influenza ve pnömokok aşılamaları belki de her zamankinden çok daha fazla yaşamsal önemdedir. 

Söz konusu fırtınadan korunmanın en önemli yolu DSÖ tarafından da açıklandığı gibi 6 aydan büyük herkesi kapsayacak şekilde toplumun grip aşısı ile aşılanmasıdır. Bu bilimsel gerçeklik aylar öncesinden kurumsal ve mesleki sorumlulukla

Türk Tabipleri Birliği ve Tabip Odaları tarafından halkın sağlık hakkını koruma ödevi olan Sağlık Bakanlığı’na defalarca hatırlatılmıştır.

Buna göre bu yıl en iyi ihtimalle >10 milyon doz aşı gerekmektedir.  Oysa Sağlık Bakanlığı,  bu yıl 1.5 milyon doz aşı siparişi verdiğini açıklamıştır. Aşı üretimini kendisi yapamayan ülkemiz uluslararası piyasaların insafına kalmış durumdadır.

Sağlık Bakanlığı bilimsel alt yapıdan uzak, anlaşılamaz şekilde oluşturduğu kriterlerce e-nabız uygulaması üzerinden kimlerin aşılanabileceği bir puanlama sistemi getirmiştir. Ancak temin edilen aşı dozu o kadar azdır ki, bu puanlama sisteminde kronik kalp-akciğer hastalıkları,

bağışıklık sistemini baskılayan ilaç kullananlar, yüksek tansiyonu olan hastalar için bile “İnfluenza açısından birinci öncelikli yüksek risk grubunda değilsiniz” ibaresi ile karşılaşılmaktadır. Söz konusu kriterler gereği toplumdaki bireylerden 10 kat daha fazla hastalığa yakalanma riski olan,

özveriyle en ön cephede salgınla mücadele eden, en önemli risk grubunu oluşturan sağlık çalışanlarının aşıya ulaşamaması da hem hakkaniyet hem de toplumun korunması açısından kabul edilemez.

Unutulmamalıdır ki koruyucu sağlık hizmetleri kapsamında aşıya ulaşım her bireyin hakkıdır. Dünya Tabipler Birliği’nin de belirttiği gibi halk sağlığı politikalarının temel ilkesi kapsayıcılık ve hakkaniyet olmalıdır.

Oysa 2019 yılı verilerine göre, Türkiye 65 yaş üstü bireylere yapılan grip aşısı oranında %7 ile en düşük OECD ülkesi konumundadır.  

COVID-19 pandemisi ile mücadelede sağlığı merkeze alan ve toplum sağlığını önceleyen, önümüzdeki süreci buna göre planlayan bir iradeye ihtiyaç var. Var olan bilgi ve deneyimlerimiz ve salgın bilimi yönetimiyle bu kayıpları azaltmak mümkün.

Türkiye'de salgının şeffaf, katılımcı, bütün olanakların toplum sağlığı için seferber edildiği, aklın ve bilimin yol göstericiliğinde, siyasi hesaplardan uzak yönetilmesini talep ediyoruz”

yukarı çık
0
Paylaşım