Menu
RSS
Başkan Menderes Türel'den Antalyalıya Teleferik Müjdesi

Başkan Menderes Türel'den Antalyalıya Teleferik Mü…

Antalya Büyükşehir Belediye Ba...

Antalya’da Konyaaltı Sahili'ne Yine Talip Çıkmadı!

Antalya’da Konyaaltı Sahili'ne Yine Talip Çıkmadı!

Antalya’da 6 kilometre uzunluğ...

Antalya’da 'Pervaneler' Çetesine 19 Tutuklama!

Antalya’da 'Pervaneler' Çetesine 19 Tutuklama!

Antalya merkezli 5 ilde 'Perva...

2 Kişinin Öldüğü Tekne Kazasında, 'Allah'tan Gelen Bir Afet' Savunması

2 Kişinin Öldüğü Tekne Kazasında, 'Allah'tan Gelen…

Antalya’da geçen yıl 3 Eylül'd...

Antalya Barosu: Anayasa Değişiklik Metni Tehlikeli Ve Yok Edicidir!

Antalya Barosu: Anayasa Değişiklik Metni Tehlikeli…

Mecliste 2. Tur görüşmeleri ba...

Antalya’da 20 Ocak İçin Planlı Elektrik Kesintisi

Antalya’da 20 Ocak İçin Planlı Elektrik Kesintisi

Akdeniz Elektrik Dağıtım A.Ş. ...

Antalya’da Aracıyla Çığ Altında Kaldı!

Antalya’da Aracıyla Çığ Altında Kaldı!

Antalya’nın Alanya İlçesi'nde ...

Antalya Halinde Biber Ve Fasulye Fiyatı Cep Yakıyor!

Antalya Halinde Biber Ve Fasulye Fiyatı Cep Yakıyo…

Antalya Büyükşehir Belediyesi'...

Antalya Barosundan İzmir Şehitleri İçin Lokma

Antalya Barosundan İzmir Şehitleri İçin Lokma

İzmir Adliyesi'ne yönelik 5 Oc...

Prev Next

Teknolojinin gelişmesi ile birlikte, insanların hayata bakış açısı da değişiyor. Özellikle internet kullanımı, bilgiye kolay yoldan erişim şansı, insanların hayatlarını geliştirmekle birlikte bir o kadar da köreltiyor. Tek bir tuşla yapılan alışverişler, ödenen faturalar, verilen yemek siparişleri… İsteklerimiz, hayatımızın hep bir ‘tık’ önünde.

Tüm bu gelişmelerin ve kolaylaştırıcı etkilerin artışıyla, insan ilişkileri ciddi yaralar almakta. Özellikle günümüzün yaygın olarak kullanılan sosyal paylaşım siteleri sayesinde insanlar sosyalleştiğini düşünürken, aslında asosyalliğe doğru adım atıyorlar, farkında değiller. Gittikleri yerlerden, yanında bulunan kişilere, yedikleri yemeklerden, yaptıkları işlere kadar birçok şeyi insanlarla paylaşma içgüdüsüyle hareket etmeye başladılar. İstemsiz bir şekilde, güncelledikleri durumların ‘beğen’ilme arzusuyla yanıp tutuştular.

Yapılan araştırmalar da gösteriyor ki; sosyal paylaşım siteleri aslında insanların psikolojisini olumsuz yönde etkiliyor. En iyi bildiğimiz bağımlılık yapan maddelerin başında gelen; sigara, alkol ve uyuşturucu maddelerinin arasına, sosyal paylaşım sitelerine bağımlılık maddesi de ekleniyor haliyle. Yine yapılan araştırmaların sonucunda, internetten uzaklaştırılan insanların, tıpkı alkol, sigara ve uyuşturucu gibi bağımlılık yapan maddeleri bıraktıklarında vücutlarında meydana gelen tepkileri gösterdikleri gözlemliyorlar. Agresiflik, depresiflik, insanlarla iletişim kuramama vs.

Sosyalleştiğimizi düşünürken, aslında asosyalleşiyoruz. Dikdörtgen ekranın karşısında, oturduğumuz o koltuklarımızda rahatımızı düşünürken, bünyemiz bundan fazlasıyla olumsuz etkileniyor, ama fark edemiyoruz. İnsanlarla iletişimimiz sadece yazıdan ibaret olmaya başlıyor. Konuşma adına gösterdiğimiz çaba, devede kulak kalıyor. İnsanlar yüz yüze konuşmaya hasret kalıyoruz. Ve ne vakit insanlarla karşı karşıya gelsek, konuşamamaktan yakınıyoruz Çünkü hayatlarımız sadece internetten, sosyal ağlardan ibaretleşiyor.

Önce hâl hatır faslıyla başlayıp ardından bir iki çeşit farklı konulardan bahseder olsak da, konular yine dönüp dolaşıp, aynı noktaya geliyor. Karşımızdakinin sosyal paylaşım sitelerindeki aktivitelerinden, gittiği yerlerden, yazdığı sözlerden paylaştığı videolara kadar didik didik konuşuluyor. Bu da yetmezmiş gibi, sanal dedikodular da birbirini takip ediyor. Beğendiği, hoşlandığı kişiyi gösterip, yazdıklarından ve yaptıklarından açıyorlar sohbetleri. Kısaca sohbetler bozuluyor, muhabbetler koyulaşmak yerine, açıklaşıyor, sıradanlaşıyor.

İnsanlar sosyalleşmekten uzaklaştıkça, uzaklaşıyor, ama kimse fark etmiyor. Herkes birbirini uyarıyor ama dönüp de aynaya bakmıyor. Herkes dünyayı, sanal âlemden kurtarıyor gerçek dünyadan koptukça kopuyor. Canı bile yansa, acısını önce sanal âlemde paylaşıyor. Duygular köreliyor, duygular can çekişiyor.

İnternet kullanımının oldukça yaygın olduğu şu günlerde sanatçılar, siyasiler, dünyaca tanınmış markalar, şirketler, spor kulüpleri, gazeteler kısacası herkes Facebook, Twitter, Linkedin gibi sosyal medya araçlarının nimetlerinden yararlanıyor. Sanatçılar albüm tanıtımlarını yapıyor, konserlerini duyuruyor. Hatta gönderdiği tweetlerle günlerce gündemde kalabiliyor. Siyasiler ise deyim yerindeyse sanal mitingler düzenliyor, vermek istediği mesajları direkt olarak hedef kitlesine ulaştırabiliyor. Bu sayede kazanç elde edebiliyorlar.

Durum böyle olunca toplumun farklı kesimlerinden insanlar sosyal medyanın sınırsız imkânlarından faydalanmak için adeta birbiriyle yarışıyor. Dünyada sadece Twitter’ın 210 milyon kullanıcısı olduğu, Facebook kullanıcılarının da ayda 700 milyar dakikadan fazla zaman harcadığı düşünüldüğünde bu yarışın ne kadarda çetin olduğu gerçeği ortaya çıkıyor. Dolayısıyla sosyal medya herkesin hedeflerini gerçekleştirmesinde bir kazanç kapısı olarak görülüyor.

Doğru kullanıldığı takdirde sosyal medya herkes için bulunmaz bir fırsat ama kazançtan kasıt sadece para değil. Planladığınız hedeflere ulaşmak da bir kazançtır. Bu açıdan bakacak olursak Hilal Cebeci eğer sadece gündemde kalıp, takipçi sayısını artırmayı amaçladıysa bu kendisi için bir kazanç sayılabilir. Ancak amacı doğrudan albüm satışlarını artırmak idiyse çok da olumlu sonuçlar alacağı kanaatinde değilim. Bu tarz çabalar dolaylı olarak size maddi gelir sağlayabilir. Ancak tek çıktı para kazanma olarak görülmemeli.

Tüm bu anlatımlardan sonra, insanların yüzüne söyleyemediklerini sosyal medya üzerinden söyleyerek bir nevi tatmin olduklarını, bir siyasi partinin yaptığı herhangi bir etkinliğe katılmaktansa, sosyal medya üzerinden bu etkinliğin resimlerini paylaşmak ya da etkinliği kutladığını belirten bir beğeni yapmayı “iyi bir şey yatığını” sanmak olarak görüyorlar.

Sosyal medyayı siyasette kendini pazarlama aracı olarak kullananları da bolca görmekteyiz. Partilerinin her hangi bir tutumuna, gidip partinin yetkilileri ile doğrudan görüşerek var olan kendi görüşlerini iletmek yerine, hatta parti içinde kalması gereken ve sadece partinin üyelerinin bilmesi gerekenleri bile sosyal medyada paylaşmak, görüş bildirmek en çok gördüğümüz “kötü” kullanıcılardır.

Buna çözüm bulunabilir mi? Elbette buluna bilinir, ancak bunun için partinin gerçekten disiplinli bir yapıyı oluşturma niyetinin olması gerekmektedir.

Bu hafta sonu yapılacak olan kurultay sonrası sosyal medyanın nasıl hareketleneceğini hep birlikte göreceğiz. PM’ye girenlerin eleştirilmesinin yanı sıra, PM’ye giremeyenlerin nasıl küheylan kesileceğini de göreceğiz.